Altın Piyasasında Rüzgar Tersten Esmiyor: Fed Beklentileri ve Dev Bankaların Tahminleri Yükselişi Destekliyor

Küresel piyasalarda esen olumlu rüzgarlar, altın fiyatlarını hem ons bazında hem de iç piyasada yukarı taşımaya devam ediyor. Yatırımcıların güvenli liman arayışı ve merkez bankalarının para politikalarındaki değişim sinyalleri, kuyumculardaki etiketlere doğrudan yansımış durumda. Özellikle Fed’in faiz indirimi ihtimalinin güçlenmesiyle birlikte ons altın 4.170 dolar seviyelerine yakın işlem görürken, bu hareketlilik Kapalıçarşı ve serbest piyasada gram ve çeyrek altın fiyatlarında da hissediliyor.

Kapalıçarşı ve Kuyumcularda Son Durum

İç piyasada gözler gram ve çeyrek altın fiyatlarına çevrilmiş durumda. Güne yükselişle başlayan gram altın, alışta 5.678,39 TL seviyesinden işlem görürken, satış fiyatı 5.679,15 TL olarak belirlendi. Yatırımcının en çok tercih ettiği ürünlerden biri olan çeyrek altında ise ibre yukarıyı gösteriyor; alış fiyatı 9.197,18 TL iken satış fiyatı 9.341,23 TL seviyelerine ulaştı. Benzer bir artış yarım ve tam altında da dikkat çekiyor. Yarım altın 18.710,85 TL satış fiyatıyla el değiştirirken, tam altın 37.251,34 TL seviyesinden alıcı buluyor. Piyasada genel olarak yüzde 0,70 ile 0,75 bandında bir değer artışı gözlemleniyor.

Küresel Piyasada Ralli ve Fed Etkisi

Bu hafta ons başına yüzde 2’den fazla değer kazanan altın, 4.170 dolar seviyelerinde dengelenmeye çalışıyor. Yükselişin arkasındaki temel itici güç ise ABD Merkez Bankası’nın (Fed) gelecek ay faiz indirimine gideceğine dair beklentilerin giderek kuvvetlenmesi. Perakende satışların yavaşlaması ve tüketici güvenindeki düşüşü işaret eden son veriler, piyasa oyuncularını Aralık ayında çeyrek puanlık bir faiz indirimi ihtimalini yüzde 80 olarak fiyatlamaya yöneltti.

Bununla birlikte, Donald Trump’ın ekonomi danışmanlarından birinin bir sonraki Fed başkanı olarak öne çıkması da piyasalardaki bu beklentiyi perçinliyor. Söz konusu ismin, başkanın para politikasına yaklaşımını yansıtacak bir profil çizmesi ve düşük faiz ortamını desteklemesi bekleniyor. Altın, faiz getirmeyen bir varlık olduğu için düşük faiz ortamlarında genellikle daha cazip hale gelir ve şu anki tablo tam da bu senaryoyu destekler nitelikte.

Bankaların İyimser Senaryoları ve Gelecek Beklentileri

Geçtiğimiz ay 4.380 doların üzerini test ederek zirve yapan ve sonrasında 4.000 dolar eşiğinin üzerinde konsolide olan altın, 1979’dan bu yana en iyi yıllık performansını sergileme yolunda ilerliyor. Bu yıl yüzde 55’ten fazla değer kazanan sarı metal, merkez bankalarının alımları ve yatırımcıların devlet tahvilleri yerine altına yönelmesiyle destekleniyor.

Dev bankalar da bu tablo karşısında tahminlerini yukarı yönlü revize etmekte gecikmedi. Deutsche Bank, 2026 yılı için ortalama altın fiyatı tahminini 4.000 dolardan 4.450 dolara yükseltti. Goldman Sachs ise ETF girişleri ve merkez bankası alımlarını gerekçe göstererek gelecek yıl sonu beklentisini 4.300 dolardan 4.900 dolara çıkardı. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Deutsche Bank analisti Michael Hsueh, merkez bankalarından ve ETF yatırımlarından gelen esnek olmayan talebin, arzı mücevher piyasasından çektiğini ve bunun yapısal olarak pozitif bir tablo oluşturduğunu vurguluyor.

Havacılık Sektöründe Rota: THY’de Milyarlık Tanıtım Giderleri ve Küresel Ölçekte Yolcu Memnuniyeti Adımları

Türk Hava Yolları’nın (THY) yönetim kurulu üyelerine sağlanan huzur hakkı artışlarıyla kamuoyunda tartışma yarattığı bir dönemde, şirketin 2025 yılı üçüncü çeyrek mali raporu yayımlandı. Rapor, şirketin reklam ve tanıtım faaliyetleri için ayırdığı bütçenin olağanüstü boyutlara ulaştığını ve üst düzey yöneticilere sağlanan maddi olanakların katlanarak arttığını ortaya koyarken, küresel havacılık sektörünün diğer kanadında ise yolcu deneyimini iyileştirmeye yönelik teknolojik yatırımlar dikkat çekiyor.

Tanıtım ve Danışmanlıkta Tablo Ağırlaşıyor

Ocak-Eylül 2025 dönemini kapsayan veriler incelendiğinde, THY’nin harcama kalemlerinde en dikkat çekici artışın reklam bütçesinde yaşandığı görülüyor. Yılın ilk dokuz ayında reklam ve tanıtım faaliyetleri için harcanan tutar kayıtlara 4 milyar 485 milyon TL olarak geçti. Şirketin reklam giderlerinde yıllar itibarıyla yaşanan astronomik yükseliş, mali tabloların en çarpıcı detayı olarak öne çıkıyor. 2020 yılında 561 milyon TL seviyesinde olan bu kalem, 2024’te 7 milyar TL’yi aşmış, 2025’in sadece ilk üç çeyreğinde ise 4,5 milyar TL sınırına dayanmış durumda. Reklam harcamalarının yanı sıra, dışarıdan alınan müşavirlik ve danışmanlık hizmetlerine ödenen 887 milyon TL’lik tutar da şirketin işletme giderlerindeki artışın bir başka göstergesi oldu.

Üst Yönetimde Maliyet Artışı ve Bayrak Değişimi

Mali raporlar, şirketin tepe yönetimindeki finansal tabloyu da gözler önüne serdi. 30 Eylül 2025 tarihinde sona eren hesap dönemi itibarıyla, yönetim kurulu üyeleri, genel müdür ve genel müdür yardımcılarına sağlanan maddi menfaatlerde ciddi bir sıçrama yaşandı. Bir önceki yılın aynı döneminde 348 milyon TL olan bu tutar, 2025 yılında 506 milyon TL’ye yükseldi.

Bu finansal gelişmelerin gölgesinde, şirketin yönetim kadrosunda da önemli değişikliklere gidildi. 21 Mayıs 2025 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısı neticesinde, Devlet Hava Meydanları İşletmesi eski Genel Müdürü Hüseyin Keskin ve Fatmanur Altun yönetim kurulundaki görevlerinden ayrıldı. Boşalan koltuklara Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Özgül Özkan Yavuz ile iş dünyasından Gülden Nacar getirilirken, Melih Şükrü Ecertaş yönetimdeki yerini korudu.

Sektörde Şeffaflık ve Teknoloji Hamlesi

İstanbul merkezli bu finansal gelişmeler yaşanırken, küresel havacılık sektöründe yolcu güvenini kazanmaya yönelik teknolojik atılımlar hız kesmeden devam ediyor. Bu kapsamda Caribbean Airlines, yolcu deneyiminde şeffaflığı artırmayı hedefleyen yeni bir bagaj bildirim sistemini devreye aldı. Havayolu şirketi, Luggage Logistics tarafından geliştirilen “Load & Track” (Yükle ve Takip Et) altyapısını tüm istasyonlarında aktif hale getirdi.

Yeni sistem sayesinde yolcular, seyahatleri boyunca kontrol edilmiş bagajlarının durumu hakkında gerçek zamanlı bilgi alabilecekler. Özellikle bagajın uçağa yüklendiği an ve varış noktasına ulaştığı zaman dilimlerinde yolculara otomatik e-posta bildirimleri gönderilecek.

Yolcu Kaygıları Teknolojiyle Gideriliyor

Caribbean Airlines Genel Müdür Vekili Nirmala Ramai, hayata geçirilen bu uygulamanın müşteri yolculuğunu iyileştirme taahhütlerinin bir yansıması olduğunu belirtti. Havayolu seyahatlerinde yolcuların en büyük endişelerinden birinin bagaj güvenliği olduğuna dikkat çeken Ramai, doğru ve zamanında yapılan bilgilendirmelerle yolculuk boyunca güven inşa etmeyi amaçladıklarını vurguladı.

Sistemin sağlayıcısı Luggage Logistics’in CEO’su Adam Dalby ise Caribbean Airlines’ın bu platformu benimseyen onuncu ulusal taşıyıcı olduğunu ifade etti. Dalby, havayolu ekibinin vizyoner yaklaşımı sayesinde, sadece mevcut gereksinimleri karşılayan değil, aynı zamanda operasyonel verimliliği ağ genelinde artırmayı hedefleyen bir çözümün ortaya çıktığını dile getirdi.

Bitcoin’de Yılın Dibine Dönüş

Kripto para piyasalarının lideri Bitcoin, yaklaşık son bir ayda yaşadığı sert değer kaybıyla bu yıl elde ettiği tüm kazanımları geri verdi. Global kripto para borsası Coinbase verilerine göre, 17 Kasım Kore saatiyle 12:30 itibarıyla Bitcoin, 95.300 dolar (yaklaşık 139,2 milyon KRW) seviyelerinden işlem görüyor. Bu rakam, dünkü fiyata göre yaklaşık %0,3’lük bir düşüş anlamına geliyor. Mevcut fiyat seviyesi, kripto dostu olarak bilinen Donald Trump’ın ABD başkanı seçilmesinin ardından finansal piyasalarda yaşanan rallinin yaşandığı geçen yılın sonlarındaki seviyelere bir geri dönüş niteliğinde. Bitcoin, 6 Ekim’de ulaştığı 126.210 dolarlık (yaklaşık 184 milyon KRW) tarihi zirvesinden bu yana yaklaşık %24,5 değer kaybetmiş durumda.

Düşüşün Arkasındaki Nedenler

Aslında, bu yıl genel bir yükseliş trendinde olan Bitcoin fiyatları, son dönemde keskin bir düşüş sarmalına girdi. Piyasalardaki bu olumsuz havada, borsalarda konuşulan yapay zeka balonu söylentileri ve ABD’nin faiz indirimlerini ertelemesi gibi makroekonomik faktörler etkili oldu. Ancak, fiyatlardaki asıl ivme kaybı, geçen ayki ABD-Çin zirvesi öncesinde Trump’ın Çin’e yönelik %100’lük gümrük vergisi artışını değerlendirdiğine dair açıklamalarıyla başladı. Buna ek olarak, 3 Kasım’da piyasa değeri bakımından ikinci sırada yer alan Ethereum tabanlı bir platformun hacklenmesi ve 100 milyon dolarlık (yaklaşık 146 milyar KRW) bir varlık çıkışı yaşanması, piyasadaki güvensizliği daha da derinleştirdi. Bu gelişmelerle birlikte Ethereum da düşüşten payını alarak 3.170 dolar (yaklaşık 4,62 milyon KRW) seviyelerinde işlem görüyor.

Peter Schiff’ten Sert Uyarı: “Kan Kaybetmeden Altına Geçin”

Piyasalardaki bu çalkantı sürerken, tanınmış ekonomist ve kripto para eleştirmeni Peter Schiff, Pazar günü yaptığı bir değerlendirmede Bitcoin’in fiyat düşüşünü altının üstün performansıyla kıyasladı. Schiff, takipçilerine “kan kaybetmeden” veya “saldırıya uğramadan” önce Bitcoin satıp altına geçmeleri yönünde tavsiyede bulundu. Asya seansının başlarında altının 4.100 doları aştığını, buna karşılık Bitcoin’in 93.000 dolar seviyesini korumakta zorlandığını belirten Schiff, Bitcoin’in ayı piyasasının altınla kıyaslandığında “çok daha şiddetli göründüğünü” vurguladı.

Bitcoin Altın Karşısında Zemin mi Kaybediyor?

Rakamlar da bu karşılaştırmayı destekler nitelikte. Bitcoin’in Ekim ayındaki tarihi zirvesinde 1 BTC ile 30,634 ons altın alınabilirken, şu anda bu değer 23,26 onsa kadar gerilemiş durumda. Bu, BTC’nin altın cinsinden değerinin %24’ten fazla düştüğünü gösteriyor. Dahası, BTC’nin altın paritesi 13 Ağustos’ta 36,52 ons ile yılın zirvesini görmüştü. O günden bu yana lider kripto para birimi altın karşısında %36’nın üzerinde bir düşüş yaşadı. Elbette, Bitcoin destekçileri, Schiff’i kısa vadeli performanslara odaklanarak “hedef saptırmakla” suçluyor ve beş yıllık perspektifte Bitcoin’in hala altına karşı %134’lük bir artıda olduğunu hatırlatıyor.

Piyasalarda “Yapısal Değişim” İddiası

Ekim ayındaki “Kara Cuma” çöküşünden bu yana piyasalarda neler değiştiğine bakıldığında, bazı analistler önemli bir ayrımdan bahsediyor. Sermaye piyasası yorumcusu Kobeshi Letter, kripto piyasasında “yapısal bir değişiklik” yaşandığını ve altın ile Bitcoin’in artık zıt yönlerde hareket ettiğini vurguladı. Nitekim 10 Ekim ile 16 Kasım arasındaki verilere bakıldığında, Bitcoin %21,9 değer kaybederken, spot altın fiyatının %1,5 artış göstermesi bu tezi güçlendiriyor. Uzun süredir bir altın destekçisi olan Schiff ise altın konusunda oldukça iyimser; ons başına 20.000 doları aşacağını öngörüyor. Buna karşılık, “kripto para balonunun” eninde sonunda patlayacağını ve bu durumdan en çok Amerikalıların zarar göreceğini iddia ediyor.

XRP, Spot ETF Lansmanıyla Yükselişte; Gözler 8 Dolarlık Hedeflerde ve 2,50 Dolarlık Dirençte

Kripto para piyasalarında odak noktası haline gelen XRP, Bitcoin’e kıyasla daha güçlü bir ivme kazanarak yatırımcıların dikkatini çekiyor. Günlük bazda %4,4, haftalık bazda ise %7,9 değer kazanan altcoin’deki bu hareketliliğin temel nedeni, ABD’deki düzenleyici gelişmeler ve piyasaya sürülecek yeni bir yatırım ürünü.

ABD’nin İlk Spot XRP ETF’i Ticarete Başlıyor

XRP’deki yükselişin arkasındaki ana itici güç, ABD’de ilk spot XRP Borsa Yatırım Fonu’nun (ETF) bugün (Çarşamba) işleme açılacak olması. Nasdaq tarafından dün sertifikalandırılan ürün, Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’nun (SEC) yeni onay prosedürleri kapsamında bir ilk olma özelliği taşıyor. Bu adım, potansiyel olarak diğer altcoin’ler için de bir emsal oluşturabilir. ABD piyasalarının açılmasıyla birlikte ETF’in ticarete başlaması bekleniyor.

Hükümet Kapanmasının Sona Ermesi Piyasayı Destekliyor

XRP’ye özgü bu olumlu gelişme, kripto pazarının genelinde görülen bir toparlanma çabasıyla aynı döneme denk geldi. ABD’de yaşanan 42 günlük rekor hükümet kapanmasının sona ermesi piyasalara bir miktar rahatlama getirdi. Başkan Donald Trump’ın kısa vadeli finansman tasarısını imzalamasıyla birlikte, Hazine Genel Hesabı’ndan (TGA) yaklaşık 1 trilyon dolarlık bir likiditenin serbest kalması bekleniyor. Yatırımcılar, bu fon akışının kripto sektörü de dahil olmak üzere piyasalara taze likidite sağlayabileceğini umuyor.

Ayrıca, hükümetin yeniden açılmasıyla birlikte kripto paralarla ilgili yasal düzenleme çalışmaları da tekrar hız kazanıyor. Özellikle kurumsal yatırımları kolaylaştırması beklenen Piyasa Yapı Tasarısı (Market Structure Bill) yeniden gündemde.

Balinalar Milyonlarca Dolarlık XRP Topluyor

ETF heyecanının ötesinde, zincir üstü veriler de XRP’ye yönelik artan bir iyimserliği ortaya koyuyor. “Balinalar” olarak adlandırılan büyük yatırımcılar, son dört gün içinde önemli miktarda alım yaptı. 10 milyon ila 100 milyon arasında XRP tutan adresler, değeri 768 milyon doları aşan 320 milyon adet token biriktirdi. Bu stratejik alımlar, varlığın son toparlanma girişimiyle örtüşüyor ve genellikle piyasa toparlanmalarının öncüsü olarak kabul edilen kurumsal güveni yansıtıyor.

Yeni yatırımcı ilgisinde de belirgin bir canlanma söz konusu. Son 48 saat içinde yeni XRP yatırımcılarının sayısı %226 artarak 13.514’e ulaştı. Bu, XRP’nin kısa vadeli bir dönüş potansiyeline sahip olduğuna inanan küçük yatırımcılar arasında artan bir güveni gösteriyor. Ancak, bu yeni girişlerin çoğu henüz mütevazı seviyelerde; perakende katılımının tam olarak güçlenmemesi XRP’nin ivmesini şimdilik sınırlıyor.

Kritik Eşik: 2,50 Dolarlık Direnç

Tüm bu olumlu haber akışına rağmen XRP, teknik analiz açısından önemli bir engelle karşı karşıya. Fiyat şu anda 2,40 dolar seviyesinde ve 2,36 dolarlık kritik desteğin üzerinde tutunmaya çalışıyor. Ancak altcoin’in önündeki en büyük zorluk, 2,50 dolarlık direnç seviyesi. Son haftalarda yukarı yönlü potansiyeli defalarca sınırlayan bu seviyenin aşılamaması, dalgalanmanın sürmesine neden oluyor. Balina alımları ve artan yatırımcı ilgisi, XRP’nin 2,36 dolardan güç alarak 2,50 dolar seviyesini önümüzdeki seanslarda yeniden test etmesine yardımcı olabilir.

Analistlerden Yüksek Beklentiler ve “Haberi Sat” Riski

Piyasaya sürülecek yeni ETF için analist beklentileri oldukça iddialı. ETF’i çıkaran Canary Capital’ın CEO’su Steven McClurg, sadece ilk ayda 5 ila 10 milyar dolar arasında fon girişi öngörüyor. CryptoQuant’tan Julio Moreno ise XRP ETF’lerinin dolaşımdaki arzın %1 ila %4’ünü absorbe edebileceğini hesaplıyor. Bitget analisti Jamie Elkaleh, 4 ila 8 milyar dolarlık girişi “gerçekçi bir temel senaryo” olarak nitelendirerek, bunun XRP fiyatını potansiyel olarak 4 ila 8 dolar aralığına taşıyabileceğini belirtiyor.

Ancak, bu iyimserliğe gölge düşürebilecek bir risk faktörü de mevcut. ABD’de yakın zamanda piyasaya sürülen Solana ETF’leri, 11 gün üst üste fon girişi görerek yaklaşık 370 milyon dolarlık bir varlığa ulaşsa da, Solana’nın fiyatı lansman sonrası belirgin bir düşüş yaşamıştı. Bu durum, XRP için de “haberi sat” (sell-the-news) olarak bilinen bir senaryonun gerçekleşme olasılığını akıllara getiriyor.

Deutsche Telekom: ABD Büyümesi Kârı Destekledi, Rekor Temettü Yolda

Alman telekomünikasyon devi Deutsche Telekom, 2025 yılının üçüncü çeyrek sonuçlarını açıkladı. ABD pazarındaki güçlü performans sayesinde gelirler artarken, kârda bir düşüş yaşandı. Şirket, T-Mobile US’in başarısına dayanarak 2025 yılı beklentilerini yükseltti ve hissedarlarına hisse başına 1 Euro’luk rekor bir temettü dağıtmayı planladığını duyurdu.

Bilanço Detayları ve Yükselen Beklentiler

Şirketten 13 Kasım 2025’te yapılan açıklamaya göre, üçüncü çeyrekte net kâr yüzde 17,9 azalarak 2,4 milyar Euro’ya geriledi. Ancak ciro, yüzde 1,5 artışla 28,9 milyar Euro’ya ulaştı. Bu büyümenin arkasındaki ana itici güç, şirketin gelirlerinin dörtte üçünü elde ettiği yurtdışı operasyonları, özellikle de T-Mobile US oldu. CEO Tim Höttges, “T-Mobile US’ten güçlü bir şekilde faydalanıyoruz” şeklinde konuştu. ABD’deki bu olumlu gelişmeler ve satın alınan rakip UScellular’ın konsolidasyonu nedeniyle Telekom, 2025 yılı tahminlerini bir kez daha yükseltti. Şirket, daha önce 45 milyar Euro’nun üzerinde beklediği düzeltilmiş FAVÖK AL (EBITDA AL) hedefini yaklaşık 45,3 milyar Euro’ya, 20 milyar Euro’nun üzerinde beklediği serbest nakit akışı AL hedefini ise yaklaşık 20,1 milyar Euro’ya çıkardı. ABD dışındaki operasyonlar için beklentiler ise değiştirilmedi.

Hissedarlara Rekor Kâr Payı

CEO Höttges, 2025 mali yılı için hisse başına 1 Euro temettü planladıklarını belirtti. Höttges, “Gücümüzden hissedarlarımızın da cazip bir dağıtım yoluyla faydalanmasını istiyoruz” diyerek bu kararı vurguladı.

Almanya ve ABD Pazarları Arasındaki Farklılık

Rakamlar, iki ana pazar arasında belirgin bir zıtlığı ortaya koydu. T-Mobile US, 2,3 milyon yeni mobil faturalı müşteri kazanarak güçlü büyümesini sürdürdü. Buna karşılık, Almanya’da gelirler yüzde 1,8 düşüşle 6,3 milyar Euro’ya geriledi ve şirket geniş bant pazarında 25.000 abone kaybetti. Yine de, Almanya pazarında olumlu sinyaller de mevcut. Telekom, kendi markaları altında 314.000 yeni faturalı mobil müşteri kazandı. Ayrıca, fiber optik (FTTH) alanında 155.000 yeni müşteriyle bugüne kadarki en iyi çeyreğini yaşadı. Höttges, Almanya’ya özel bir odaklanma vurgusu yaparak, “Burada artık neredeyse 12 milyon potansiyel bağlantıya (Homes Passed) ulaştık” dedi.

Hissenin Borsa Performansı

Bu haberlerin ardından Deutsche Telekom hisseleri, Perşembe günü (13 Kasım 2025, 12:55 itibarıyla) 27,38 Euro seviyesinde işlem görüyor. Bu, bir önceki günün kapanış fiyatı olan 27,31 Euro’ya göre hafif bir artışı temsil ediyor. Hisse, yüzde 0,26’lık bir artışla DAX endeksinde 17. sırada yer alırken, DAX endeksinin geneli yüzde 0,70 oranında bir düşüş yaşadı. Hissenin işlem hacmi 3.134.165 adet olarak gerçekleşirken, bir önceki işlem gününde bu rakam 6.552.314 olmuştu. Mevcut fiyat, hissenin 34,89 Euro olan 52 haftalık zirvesinin yüzde 21,52 altında bulunuyor. 52 haftalık en düşük seviye ise 26,00 Euro olarak kaydedilmişti.

Meta CEO’su Mark Zuckerberg’den Nvidia Yatırımcılarına Müjdeli Haber

Meta Platforms’ın (NASDAQ: META) 29 Ekim’de üçüncü çeyrek kazançlarını açıklamasının ardından şirket hisseleri %17 oranında değer kaybetti. Bu sert satış dalgasının arkasında yatan temel faktör ise her şeyden çok şirketin harcama politikası oldu. Ancak Meta’nın bu agresif harcamaları, görünüşte ilgisiz gibi dursa da, Nvidia (NASDAQ: NVDA) yatırımcıları için aslında harika bir haber niteliği taşıyor.

Yakın Geçmişten Bir Hatırlatma

Birkaç yıl önce “metaverse” konseptinin bir sonraki büyük mega trend olarak nasıl hızla ortaya çıktığını hatırlayabilirsiniz. Bir yönetici şirketinin operasyonları dönüştürmek için metaverse’ü nasıl kullanmayı planladığından bahsederse, yatırımcılar muhtemelen o hisseye akın ediyordu. Metaverse konusunda Meta’dan daha fazla yatırım yapan başka bir şirket olmayabilir; hatta adını Facebook’tan Meta Platforms olarak değiştirdi. 2022 yılı boyunca Meta, metaverse hedeflerine milyarlarca dolar akıttı. Şirketin satış, genel ve idari fonksiyonlarının yanı sıra araştırma ve geliştirmeye yönelik harcamaları da hızla artmaya başladı. İşletme giderleri şiştikçe Meta’nın serbest nakit akışı bozuldu ve bu da yatırımcıların şirketin gidişatı konusunda endişelenmesine neden oldu. Bu dinamikler, metaverse yatırımlarının beklenen meyveleri vermemesi nedeniyle yatırımcıların hisse senedinden soğumasına yol açtı ve olumsuz hava giderek artarken, hisseler 2022’nin sonuna kadar %60’tan fazla değer kaybetti.

Meta’nın Yeni Takıntısı: Yapay Zeka

Meta, giyilebilir donanım cihazları ve gelişmiş oyun platformları aracılığıyla metaverse’e hala bir düzeyde ilgi duysa da, şirketin ana odak noktası artık yapay zekaya (AI) kaymış durumda. Geçtiğimiz hafta yapılan üçüncü çeyrek kazanç çağrısı sırasında CEO Mark Zuckerberg, yeni ürün ve hizmetlerden bu projelerin tüketici katılımı ve satışlar üzerindeki doğrudan etkisine kadar şirketin yapay zeka yol haritasını ayrıntılı olarak anlatmak için oldukça fazla zaman harcadı.

Altyapı ve Yetenek için Artan Harcamalar

Meta’nın sermaye harcamaları (capex), bu yeni girişimleri finanse etmek için hızla artıyor. Bu harcamaların büyük bir kısmı iki ana kategoriye ayrılabilir: altyapı ve yetenek kazanımı. Bu yılın başlarında Meta, veri etiketleme girişimi Scale AI’ye 14,3 milyar dolarlık bir yatırım yaptı. Şirket aynı zamanda mühendislik ve araştırma kadrosunu güçlendirmek için de amansız bir çaba içinde. Rakiplerinin yapay zeka platformlarından çok sayıda üst düzey çalışanı transfer ederek Meta Superintelligence Labs (MSL) adını verdiği kendi iç operasyonunu kurduğu bildiriliyor. Şirket ayrıca Louisiana’da Hyperion olarak bilinen 5 gigawatt’lık bir tesis inşa ederek veri merkezi ayak izini de genişletiyor.

Yatırımcı Endişeleri ve 2022 Déjà vu’su

Bu gelişmelerin ortasında, yatırımcılar şirketin finans direktörü (CFO) Susan Li’den, gelecek yılki sermaye harcamalarının 2025 seviyelerine göre “belirgin şekilde daha büyük” olmasının beklendiğini öğrendi. Meta hisselerindeki satış dalgasının kıvılcımını ateşleyen de tam olarak bu yorum oldu. 2022’deki düşüşten hala yaraları taze olan birçok yatırımcı, Zuckerberg’in ilk büyük harcama çılgınlığı sırasında tarihin pek de nazik davranmadığını hatırlıyor ve benzer bir senaryonun tekrarlanmasından endişe duyuyor.

Bu Durum Nvidia’ya Nasıl Yarıyor?

Peki, Meta’nın bu devasa harcamaları Nvidia’yı nasıl etkiliyor? Nvidia’nın en büyük müşterileri arasında Microsoft, Alphabet, Amazon ve Oracle gibi bulut “hyperscaler” devleri bulunuyor. Aynı zamanda, Meta gibi diğer büyük ölçekli yapay zeka geliştiricileri de Nvidia’nın lider GPU mimarilerine erişim sağlamak için sıranın en önünde yer alıyor. Meta’nın sermaye harcama bütçesini artırma kararı, Zuckerberg ve Superintelligence Labs organizasyonu için yapay zeka altyapı yatırımının hala en önemli öncelik olduğunun açık bir sinyali. Bulut devleri ve Meta gibi teknoloji liderleri sermaye harcamalarını hızlandırdığı sürece, Nvidia’nın yapay zeka altyapı çağının en büyük kazananlarından biri olmaya devam etmesi bekleniyor. Bu durum, Nvidia için katlanarak artan kârlılığın eşlik ettiği uzun süreli bir gelir yaratma döneminin altını çiziyor.

Wall Street Analistlerinin Radarı

Nitekim, Nvidia’nın (NVDA) durumu, Wall Street analistlerinin de yakından takip ettiği bir konu. Yahoo Finance kıdemli muhabiri Brooke DiPalma, piyasada en çok konuşulan hisse senetleri etrafındaki analist yorumlarını yakından izliyor. Bu listede Nvidia’nın yanı sıra, Affirm (AFRM) ve Sunrun (RUN) gibi diğer trend hisseler de bulunuyor. Piyasadaki en son hareketler hakkında daha fazla uzman görüşü ve analiz için piyasa katalizörlerini takip etmek önem taşıyor.

Tesla Zor Günler Geçiriyor: Çin Pazarında Sert Düşüş ve Cybertruck Ekibinde Önemli Ayrılık

ABD’li elektrikli araç devi Tesla, Ekim ayında Çin’de son üç yılın en düşük satış rakamına ulaştı. Şirket, hiper-rekabetçi pazarda yaşanan talep durgunluğuyla mücadele ederken, ay boyunca sadece 26.006 araç satabildi.

Çin Pazarındaki Baskı Artıyor

Bu rakam, yıllık bazda %35,8’lik bir düşüşü temsil ediyor. Eylül ayında, Çin’e özel altı koltuklu ve daha uzun dingil mesafeli Model Y L’nin teslimatlarının başlamasıyla 71.525 adetlik bir satış yakalanmıştı. Ancak Ekim verileri, bu ivmenin korunamadığını gösteriyor. Çin Yolcu Aracı Birliği’nin (CPCA) Pazartesi günü açıkladığı verilere göre, Tesla’nın Çin’deki pazar payı bir önceki aydaki %8,7 seviyesinden keskin bir düşüşle %3,2’ye geriledi. Bu, şirketin son üç yıldaki en düşük pazar payı oldu. Öte yandan, Çin’de üretilen araçların ihracatı ise 35.491 adetle son iki yılın zirvesine çıktı.

Rekabet ve Küresel Zayıflık

Tesla’nın dünyanın en büyük otomobil pazarındaki bu zayıf performansı, Almanya, İspanya, Hollanda ve İskandinav ülkeleri gibi Avrupa pazarlarındaki düşük satışların hemen ardından geldi. Bu durum, şirketin kıtada zorlanmaya devam ettiğinin bir işareti olarak yorumlanıyor. ABD’den sonraki en büyük ikinci pazarı olan Çin’de Tesla üzerindeki baskı artarken, rakipler boş durmuyor. Tesla’ya rakip SU7 sedan ve YU SUV modelleriyle Xiaomi, geçtiğimiz ay 48.654 adetlik rekor satışa ulaştı; bu satışlar, sedanlarının karıştığı kazaların güvenlik endişelerini artırmasına rağmen gerçekleşti. Genel olarak, azalan devlet sübvansiyonları ve vergi indirimleri nedeniyle tüketici güveninin zayıfladığı Çin’de, Ekim ayında otomobil satışları beklendiği gibi düştü.

Üst Düzey Yönetici Ayrılığı

Piyasa zorluklarına ek olarak, şirket içinde de önemli bir gelişme yaşandı. Tesla’nın Cybertruck programını yöneten üst düzey yönetici Siddhant Awasthi, sekiz yılın ardından şirketten ayrılma kararı aldı. Awasthi, LinkedIn üzerinden yaptığı açıklamada, bu kararın kolay olmadığını belirtti. Tesla’da stajyer olarak başladığını belirten Awasthi, “Model 3’ün üretiminin hızlandırılması, Giga Shanghai üzerinde çalışılması, yeni elektronik ve kablosuz mimarilerin geliştirilmesi ve 30 yaşına gelmeden önce hayat boyu bir kez karşılaşılabilecek Cybertruck’ın teslim edilmesi” gibi projelerde yer aldığını ifade etti. Awasthi, gelecekte ne yapacağına dair ise bir detay vermedi.

Cybertruck Geri Çağırmaları

Awasthi’nin ayrılığı, Cybertruck modelinin üst üste yaşadığı sorunların ardından geldi. Geçtiğimiz ay Tesla, ABD’de 63.000’den fazla Cybertruck’ı ön ışıkların çok parlak olması ve diğer sürücülerin dikkatini dağıtarak kaza riskini artırması nedeniyle geri çağırdığını duyurmuştu. Mart ayında ise ABD ulusal güvenlik düzenleyicileri (NHTSA), yoldaki neredeyse tüm Cybertruck’lar için bir geri çağırma yayınlamıştı. NHTSA’nın 46.000’den fazla aracı kapsayan uyarısında, ön camın sol ve sağ tarafı boyunca uzanan bir dış panelin sürüş sırasında yerinden çıkarak diğer sürücüler için tehlikeli bir yol enkazı oluşturabileceği ve kaza riskini artırabileceği belirtilmişti.

Finansal Tabloda Kâr Düşüşü

Tüm bu gelişmeler şirketin finansal tablolarına da yansımış durumda. Tesla, Ekim ayında, satışlardaki artışa rağmen üst üste dördüncü çeyrekte de kârının düştüğünü bildirdi. Otomobil üreticisi, üçüncü çeyrek kârının bir önceki yılın aynı dönemindeki 2,2 milyar dolardan (hisse başına 62 sent) %37 düşüşle 1,4 milyar dolara (hisse başına 39 sent) gerilediğini açıkladı. Bu, kârın üst üste düştüğü dördüncü çeyrek oldu. Gelirlerdeki artışın ise önemli bir çekincesi bulunuyor: Müşterilerin, 1 Ekim’de sona ermeden önce 7.500 dolarlık federal EV vergi kredisinden yararlanmak için acele etmesi, mevcut çeyrekten potansiyel satışları öne çekmiş olabilir.

Musk için Dev Prim Onayı

Tesla çeşitli cephelerde zorluklarla boğuşmaya devam ederken, geçtiğimiz hafta Elon Musk, önümüzdeki on yıl içinde belirli performans hedeflerine ulaşması durumunda kendisine 1 trilyon dolar değerinde hisse senedi verecek bir hissedar oylamasını kazandı. Austin, Teksas’taki yıllık toplantıları için bir araya gelen hissedarların %75’inden fazlası bu devasa prim planını onayladı.